| |
Gül Ararken
Bin kerre secde etse yeridir, garip
başım;
Seni taştan, topraktan çıkarıp gönderene.
Belki, seni görmeden dağılır mezar taşım;
Ve belki Rabbim verir, gülünü gül derene!.
 |
| |
Sensiz Uyanmak
Uyanmak var ya, sensiz; yataklarda bir bilsen
Sanki gökler, bir kurşun buharıyla omzumda...
Ve ne tuhaf, gözlerim... gözlerime bir nehir
Bağlansa dolmayacak bir boşluk var başımda
Aynası gözlerimin, gönlündedir bilirim
Ruhuna sinmiş derim, dudağımın izleri!
Günahı hayal eder, utanır, irkilirim
Kirletmek bize düşmez, derim, nur denizleri
Bakma sen gönlüme, sitemi bitmez
Ne hüznü eksilir, ne sana doyar
Bilmez ki, kor ateş hülyalarının
Yağmuru, bilinmez bir başka diyar...
Açılır perdeler, bir gün ansızın
Bir hülya bitmeden, bir hülya başlar
Uyanmak var ya, sensiz; yataklarda bir bilsen... |
| |
Şehir ve Şiir
Aslında, çöle sinmiş bir ölüm kokusu
var..
Kaynayan kumlarıyla İbrahim Dergâhı'nda
Ve fakat öyle değil.. Öyle değil hakikat
Şanlıurfa bir vaha!.. Rabbimin ihsanında
Sarı, beyaz ve sıcak kesme taşlar belli ki
Gönüllerden damlamış ve taş olmuş, muhabbet
Denizinden bir eser... Öyle lâtif ve müşfik
Bir anne kucağında, anne kokan bir sohbet...
Ey Nebiler Otağı, efsunlu şehir; seni
Ateşleri güllere tahvil eden Kudret'in
Güller kokan aşkıyla zerre zerre seviyor
Bağrıma basıyorum... Hasretle, serin serin!..
Su, yeşil ve kızıl gül en güzel şiirini
Dergâh-ı İbrahim'de yazmış, belli; yıllardır...
Ve gönüller okumuş, sessizce; ince ince
Şiirin Sultanı'nı... Seneler, asırlardır...
"Ne geçmemiş ki; âlemde, aşk gibi sessiz ve derin?
Bir ölüm yağar üstüne; bir hayat, zerrelerin...
Zerre der, lisanıyla: 'Lâ ilâhe illallâh'
Ne garip: Ruhu donmuş, zerreden heykellerin!..."
Aslında, çöle sinmiş bir ölüm kokusu var..
Kaynayan kumlarıyla İbrahim Dergâhı'nda
Ve fakat öyle değil.. Öyle değil hakikat
Şanlıurfa bir vaha!.. Rabbimin ihsanında
(Ağustos 2003 - Türk Edebiyatı)
 |