Eray Canberk

 

(1940- ......)

 

1940'ta İstanbul'da doğdu. Bir süre Yüksek Öğretmen Okulu Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenim gördü. Yayınevlerinde çalıştı. Öğretmenlik yaptı. Afşar Timuçin ile birlikte Kavram Yayınevi'ni kurdu, yönetti. İstanbul'da yazar ve çevirmen olarak hayatını sürdürüyor. Dünya şiirinden çevirileri de çeşitli kitaplarda yer aldı. Şiir kitapları: Kuytu Sular (1969) Yüreğin Burkulduğu Zaman (1983) Ebrular (1997)

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Akasya
  Ayrılık Türküsü
  Bir Kadın Sevmek Üzerine Denemeler
  Değişip Yok Olan Bir Kenti Anımsayarak
  Gündelik
  İçten İçe
   
  Akasya

niçin senden ayrı bir kaderi yaşıyor
kafasını yasak bir kitap gibi yüreğinde taşıyarak
sonra sen sarı saçları salkım saçak
ve beyaz öğlelerinde akasya

neyle avunur ak duvarlardan başka
eğer solarsa kaçmak
her dalgası kayalara tutsak bir deniz
ve yaprağı düşen akasya

kör ışıklarla sabaha varır gece
gözleri hep gözleri ihanetle direnir
sayfalarda tükenen bir adamsa yaşamak
ve kuruyan akasya

niçin senden ayrı bir kaderi yaşıyor
niçin kenar yollarda çiçek açar akasya

   
  Ayrılık Türküsü

doğduğum yerden kopup
doyduğum yere vardım
her şeyimi unutup
yarama tütün sardım
selam benden eşe dosta
karım yorgun oğlum hasta
sızlayarak kapandı
görünürdeki yara
gurbet yeni dert açtı
acı kattı acıma
turna değil yardan haber getiren
heves değil beni sizden ayıran
hemşeriyiz belki de
özlemimiz de yanı
gelmişiz yaban ele
alın teri kolay mı
beyaz mendil sıla gibi koynumda
işsizliğin zalim ipi boynumda

   
  Bir Kadın Sevmek Üzerine Denemeler

I

kimsenin görmediği gizli bir eylülde
yollarda yürür tenhalığa yatkın hüznü
bir sigara tüttürür inceden ince
geceye saklar bir kimsesizliği andıran gündüzünü

görmediği nice şehirler içinde bir şehir Aydın
kim bilir nasıldır bitimsiz yolları alanları
"sizin kendinize benzeyen bir sevginiz vardı"
der de söylemez içinde gizler yarın

çok uzak aklı başında duru bir korku gibi
bir kadını sevmek nedir bilir de
belki bilmez diye dertlenir söylemeye
saklar gibi kokularını sonbahar gülleri

   
  Değişip Yok Olan Bir Kenti Anımsayarak

bu kent büyük bir ihaneti gizliyor
sabahlara dek inlemesinden belli
seni nasıl uzak kentlere götürsem
nasıl uyutsam nasıl dinlendirsem
bu kent gizliyor büyük bir ihaneti
bu kent küçücük adamları büyütüyor utanmadan
ışıl ışıl yanan lambaları
pişman gözleridir pişman gözleridir pişman
bir ölüyü suçlamak kadar anlamsız
üstüme üstüme geliyor hiçbir şey
anlatmadan anlatmadan anlatmadan
ben nasıl yanılmışım bilmiyorum bilmiyor
ne çok anlatamadığımı gizlemekle
umarsız iniyor umarsız akşam iniyor
bir çiçek bırakıyorum gecenin başladığı yere 

   
  Gündelik

kapalısın
kendi dört duvarında
gündüz -biraz sınırsız-
gece -evde odada-

seni kim örseliyor
kendinden başka
yürü yollardan yorgun
avut ama avunma

yaşa tarifelerde
etiket fiyat ve zam
gülümse katlan hoş gör
yüreğin burkulduğu zaman

   
  İçten İçe

sevdam seni durmadan
can evinde yeşertir
çiçekçe ve çocukça
sıralı sırasız ikide bir
nice yıkım nice ılgar
geçer iz bırakarak
nice geç kalmış bahar
acımıza eklenir
çocukları da alan
ölüm sıra beklemez
yara üstten kapanır
sızı içerden dinmez
ölüm yıkım ve sevda
yaşamakla başa baş
başlangıç belli belirsiz
bitim belirli nokta