Arif Damar

 

(1925 - .......)

 

1925 yılının Ocak ayında Gelibolu'nun Karainebey köyünde doğdu. İlkokulu Çanakkale'de, ortaokulu İstanbul'da bitirdi. İstanbul Erkek Lisesi'nde 2 yıl okudu. 1944'te Ankara'ya taşındı. Memur olarak çalışmaya başladı. Kars, Ankara ve İstanbul arasında dolaştı. İstanbul'da işportacılık yaptı.Bir çok şirkette çalıştı. 1969'da Yeryüzü Kitapevi'ni açtı. 1984'te kitapevini kapatıp kendisini bütünüyle şiirlerine verdi.
Şiir Kitapları: Günden Güne (1956) İstanbul Bulutu (1958) Kedi Aklı (1959) Saat Sekizi Geç vurdu (1962) Alıcı Kuş (1966) Seslerin Ayak Sesleri (1975) Alıcı Kuşu Kardeşliğin (1976) Ölüm Yok ki (1980) Ay Ayakta Değildi (1984) Acı Ertelenirken (1985) Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988) Alıcı Kuşu Kardeşliğin (1990) Ay Kar Toplamaz ki (1980) Eski Yağmurları Dinliyorum (1995)

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Analar
  Ay ayakta Değildi
  Aynanın Önünde
  Can Oyyy
  De Bre
  Dur Dur
  Enikonu
  Gece
  Gitme Kal
  Saat Sekizi Geç Vurdu
   
  4 Analar

Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz
Nasıl yaz gökleri gibi böyle
Durgun sular iyi çağlar gibi
Kulaklarına neler fısıldıyorsunuz
Ne öğütler veriyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz

Bir çocuk koşuyor ardından çocuklar koşuyor biri daha koşuyor
Sarı at kuyruğu saçlar kırmızı kurdeleler benekli morlar
Bu etekleri nasıl biçiyorsunuz analar
Bu gömlekleri nasıl dikiyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl giydiyorsunuz

Nasıl büyütüyorsunuz nasıl şaşıyorum şaşıyorum
O eti o sütü nerden buluyorsunuz
Memelerinizi gür tutuyorsunuz
Bir top şıçrıyor ardından bir çocuk bir çocuk daha
Gücümüze güçler katıyorsunuz
Analar utandırıyorsunuz
Çağı utandırıyorsunuz
Çağdaşı utandırıyorsunuz

   
  4 Ay ayakta Değildi

Şiirlerim benim
Şarkılarım
Ay ayakta değilken
Ayaktayım
Çobandım ben
Kırk yıl
Ayakta
Çoban

Aya baktım
Güne baktım
Geceleyin
Kimi zaman

Kimi zaman
Bir çobandım
Geceleyin
Aya bakan

Güne baktım
Çiçek açtım
Geceleyin
Kimi zaman

Kimi zaman
Bir çobandım
Geceleyin
Çiçek açan

Bir çiçek
Günebakan
Geceleyin
Kimi zaman

Kimi zaman
Geceleyin
Bin çiçek
Aya bakan

Kırk yıl
Ayakta
Çoban

Ayaz oldu
Bulut oldu
Geçen kırk yıl
Umut oldu
 

   
  4 Aynanın Önünde

Altmış beş yıl
- Bir ömür bu bir uzun -
Yoksa önce mi biraz
Yazdı kuşkusuz ilkyaz
Saksılara uzak duran gelinciklerden
Anneme götürdüğüm o demet
Bir küçük bulut parçası alev alev
Yeşil yapraklar içinde kızıl
İsyan bayrağım oldu zamanla
Aynanın önünde

Solgun sarı
Mor çiçekli
Kale işi
Küçük vazomuzun içinde
Nasıl da durdu bunca yıl
Ne ben
Ne de ah benim güzel annem
Elimiz değip de bir yol
Suyunu yenilemedik
Aynanın önünde

Bakın duruyor işte
Duruyor o ilk günlerdeki gibi
Görüyorum salınıyor ara sıra
Bir o yana bir bu yana
Eski uzak günlerimizde kimi zaman
Kimi zaman bu günlerimizde
Aynanın önünde

Ayaklanan bir şarkı duyulur bazen
Bir devrim şarkısı Marseyez gibi
Yıldız kayar ay seslenir bir gemi geçer

Çiçekler de seslenir derinden
Derinden çok derinden
Kederi çevrensiz sessizliğimizden

Nohut oda bakla sofa evimiz
Bir yıkıntıdır çoktan
Nasıldı o eski deyim
İşte öyle "yer ile yeksan"
Denizden kopup gelen sert poyraz
İstenmeyen bir konuktu
Kapımızda penceremizde
O günler nerede nerede nerede

Dalıp dalıp gidiyorum
Zaman zaman
Her şey bıraktığım gibi uzaktan
Bu uzun yaşam boyu hep böyle
Eksiği yok orada hiçbir şeyin
İşte her şey yerli yerinde
Kapımızda penceremizde
Aynanın önünde

Durup dururken
Ve de birden
Pusula bekleyen yıldız karayelde
Ayaklanan şarkı savruluyor
Savruluyor kızıl gelincikler
Kırlangıçlar martılarla birlikte
Bulutsuz Gelibolu göklerinde
Alev alev o bulut
Göndersiz bir bayrak savruluyor
Hoyrat ses duyuluyor kargaşa bitmez
- Unut unut unut

Çok yaz
İlkyazlarda
Yabanıl gülleri beyaz
Uzun ovamızda bizim
Bol yapraklı Ece ovamızda
Ya da Marmara'yı
Akıntılı Boğaz'ı öpen
Dışdeniz'e
"Nam-ı diğer" Saros körfezine hasret
Ekininden geçilmez kırlarımızda
İçerimde o çevrensiz keder
Önlerine çıkıyorum sessiz soluksuz

Güneşte bir yağmur
Bir sağnak gibi birden
Yeniden sonra yeniden
Bir yerlerde isyan bayrakları yükselir
Bir devrimin şarkısı ayaklanırken
Kıpkızıl gelincikler derliyorum
Evimizin güzelim vazosunu
Bir gün bile çiçeksiz bırakmıyorum
Aynanın önünde

Annem benim
Nasıl inanırım ben buna nasıl
Yoksa nasıl dayanırdım onca yıl
Kız kardeşim
Biricik kızım
Sevdalım
O hep üşüyen
O hep yoksul
Otuz yedisine bile gelmeden
Ah o yiten yiten yiten

Gülümsüyor işte ben görüyorum
Gülümsüyor bilinmedik bir yerden
Ötelerden çok ötelerden
Uzaklardan çok
Aynanın içinden

Sonsuzluk sonsuzdur kim bilmez
Aydınlıktır
Dilerim mevsimi tektir
Tektir hep yaz

Ah ilkyaz

   
  4 Can Oyyy

Kırık gönül eğilirmiş
               Bir inceden bir inceye
               Acı yürek türküsüyle
               Kırık gönül tez düşermiş
               Kirpiğinde türküsüyle

Defnenin karşısında
Akasyanın önünde
Ay oldu
Yıl oldu
"Geceler yârim oldu"

Civan ömrüm akça yürek
"Her derde dayanırdım" Can oyyy
"Nazlım
Zalım oldu"

-Varsın olsun
Hey oğlum diye seslenir anam
"Seferberlik"ten önce Gelibolu'da
Denize inen ince bir yolda
Yürür de salına salına
Saçları topuklarına vurur

Ay çıkar aydınlanır
Ala karlı bir dağ Anadolu'da
Çakırdikenler güller
-Beyazdır gül
Yaban
Yavuzdur
Bizim ovada
"Ec'ova"da-

Ece ovası aydınlanır

Tayfur
Ilgardere
Karainebeyli
Ece Bey'in türbesi aydınlanır

Çıplak dalları akasyanın
Defnede yapraklar aydınlanır

"Geceler yârim"
Yârim katı
Akasyam
Ay battı

-Oğlum
Ay aydınlanır

   
  4 De Bre

                                          -Sevgili Niyazi'ye  Akıncıoğlu'na-

Nasıl bildim görür görmez dünyam güzeli
Rumeli'ndeniz böyleyizdir
At uçar kanımızda doludizgin
Sarı kumral
Esmerizdir

Yolcuyuz kadim türküler içre
Yollarında nice karasevdanın
Varız bre dilber
Öyleyizdir

Hey başak boylu
Nasıl bildim görür görmez
Rumeli'ndeniz bre canım
Eh
Güzelizdir

Hadi dilber hadi
Hadi birlikte:
        "Akdeniz'den aman
        Su gelir boydan boydan..."

Bak
Gözlerin defneden yaprak
Kuru yaz otlarından saçın
De bre
Sürsün türkümüz

                            -"Güzel arar isen
                 Al bizim soydan."

Nasıl bildim görür görmez
Bre dilber
Bre dünyam güzeli

   
  4 Dur Dur

Gecem erken dur dur
Gözlerine bakmazsam uzun bakmazsam
Gecem erken inecek bitecek tükenecek gibi de değil
Dur bi sokak daha aydınlık edineyim
Gecem erken

Yağmuru güneşleri haziranı yürüsek
Diyelim saat 24 aşk dinler mi cumartesiyi geçmişiz dinler mi
Akşamları alsak samanyolunu alsak Aksaray'a götürsek bıraksak
Bir dalı kırdık diyelim şiirden başka nereye konur
Gecem erken inecek dur dur

Hangi gökyüzü ister yasak edilsin bakılmak bakılmak
Dur bir sokak daha aydınlık edineyim
Gecem erken, bitecek tükenecek gibi de değil
İstersen sonu yok diyelim istersen ırak ırak
Gecem erken inecek

   
  4 Enikonu

Pencereye pencere hey pencere derim ne gücenir ne eder
Sokağa sokak hey sokak derim o da öyle
Gün geçer hey gün geçen gün derim güle güle
Darılır enikonu

Aklım var düşünürüm iyi kötü
Basıp giderken çamaşır iplerinden ikindi güneşleri
Girin bakın
Evinizi serin tuttum çocukları güler yüzlü

   
  4 Gece

Gece seni birdenbire hatırladım

Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar
pencereden dışarıya öyle baktım

Dışarda seni benden ayıran hayat
dışarda lodosa çevirmiş hava
eriyor günlerdir yağan kar

Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek
ve düşüp ölmek sonra
     birkaç adım atarak

   
  4 Gitme Kal

Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
"Gitme kal" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir

Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneşler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir

Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerimi aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir

Nerelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir

Ne çok severdik seni aklına getir

   
  4 Saat Sekizi Geç Vurdu

Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Düşünmeden biliyorum deniz ılıdı
Dökülen çelik katı
Yürüyenler yanyana

Yüzümü güneşte dinlendirsem
Dağın dağ olduğunu bilsem, ovanın ova, ağacın ağaç
Kurtulurdum

Çok köprülü sular gibi git git bitmedi
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Saat sekizi geç vurdu
Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna
Düşünmeden biliyordum