Cengiz Bektaş

 

(1934 - .......)

 

1934 yılında Denizli'de doğdu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık ve Mimarlık bölümlerinde eğitim gördü. Münih Teknik Üniversitesi'nden mezun oldu. Almanya'da mimarlık ve şehircilik alanında uzmanlık çalışmaları yaptı. Halen İstanbul'da yüksek mimar ve mühendis olarak çalışıyor. 1999'da Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanlığı'na seçildi. Mimarlıkla ilgili deneme ve inceleme yazıları da var.Şiir Kitapları:Kişi (1964) Akdeniz (1970) Mor (1974) Dört Kişiydiler Bir de Ben (1975) Yeryüzünün Yüreği (1978) Yerdeli Gökdeli (1979) Zeytinli Fırın Sokağı (1981) Güz Ey (1983) Onu Birden (Bütün şiirleri, 1990) Dışların İçi (1994)
 

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Beni Kimseler Senin Gibi Sevmedi
  İnanç Çiçekleri
  Nereden?
  Ozanım
  Yetmedi
   
  4 Beni Kimseler Senin Gibi Sevmedi

Bağırıyordum yirmi yıl
Sarhoştun
Kapı önündeydim
Yüzümün bir yanı
tüm alnım
Dayalıydı cama
Bir de avuç içlerim

Japon çiçekleri kırmızı
Bir de diken
Kapı önlerindeydim
Merdivenleri çıkıyordun
Bütün kapılarının dışındaydım hep
Böyleydi elimde değildi biliyordun

Yamalı bohçamı dürdüm
Çekip gittim

Sen cama uzatıp parmağını
gece yarısı
Bir şeyleri yazdın
Ama senden olmalıydı olacak çocuklarım
Beni kimseler senin gibi sevmedi ki
Ne öğrendimse sevgi yoluna senden öğrendim
Çocuktum büyüdüm

   
  4 İnanç Çiçekleri

Her yanımız çiçek
- Sevmek - çiçekleri
Yaşamayı sevmek
Çalışmayı sevmek

Sevmek işimiz
Elimizin usumuzun emeğini
Dolu dolu
Yüreğimiz titreyerek
Sevmek işimiz
Bizden olanı
Dosdoğru sevmek
"Dostuna dost düşmanına düşman"
Olmayı bilerek
İşimiz sevmek
Yerimizi yurdumuzu
Suda yelen ateşte
Sevmek birliğimizi

   
  4 Nereden

çamuru samanla kardılar
kalıplara döküp kestiler
alt üst pişirdiler kerpici
güneşte
analı kuzulu ördüler

sarduri buyruğu
duvarlar kurdular
buğdayla ambarlar
doldurdular
şarapla sarnıçlar

bağırlar kurumadı
üçbin yıl binlerce yıl
herşeyi haldi bildi
rahipler bildiler hep

bir başı saray bir başı kışla
orta yeri tapınak tepenin
ne krallar geçti ne tanrılar
tepeden tepelerden baktılar

savrulan harmanın
                güneşe
                  varan
                    tanesi

bir çocuk sapsarı
kanter alınlardan
geçti serin
çıplak ayakları
çakır dikenleri
sarılar morlarla
düşmüş yola
akar
nereye çocuk nereye

sabanın toprağa
girişinden bu yana
koyaklar kıvrılıp
nereye çocuk nereye

küçülmüş azalmış
bir göz kırpışı
çakallar tepesi
çarıklar acısı
koskoca ovalar
bilmezlik kölesi

neyi bildin
nasıl süzdün
pasını suların
bir yudumun
bir soluğun
olabilsem
çocuk
nereye

   
  4 Ozanım

İnce damarlarımla başlar
        dev yontular
           boşluğum   
       sıcaklık sonsuza
    her kıvrılışı sesimin
         bir gezegen

Başımı alır çıkarım
       ozanım
      koşarım
    bulutlar tozar
ne gök kalır ne yer

        Ozanım
Önüne ardına duvarlarınızın
     ağaçlar dikerim
        çınarlar

        Ozanım   
       çiçeklerim
   delik deşik ederim
        karanlığı
ölüm yağdırırlar üzerime
  ölürüm bosnalarda
    kosovalarda
      savaşlarda
ölür ölür dirilirim
        ozanım

   
  4Yetmedi

 çıplaktı düşümde
ensesinden öpecektim

        bütün gün
    çıkmadı usumdan
sarıldım sarıldım öptüm
sarıldım sarıldım öptüm

    ne gün
yetti düşüme
    ne gece