Enis Behiç Koryürek

 

(1892 - 1949)

 

İstanbul'da doğdu. Selanik ve Üsküp idadilerinde, İstanbul Lisesi'nde okudu, Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Hariciye Nezareti'nde görev aldı. Daha Mülkiye'de öğrenciyken aruzla şiirler yazan, Servet-i Fünun etkisi taşıyan bu şiirlerini Şehbal'de yayınlayan Enis Behiç, Balkan Savaşı yıllarında Ziya Gökalp'in tavsiyesiyle heceyi benimser ve Milli Edebiyat akımına bağlanır. Bu yıllarda onu üne kavuşturan ulusal duygularla yüklü kahramanlık şiirleri yazdı. Bir yandan da hece vezni üzerinde çalışarak kimi durak değişikliklerini, bir şiirde çeşitli hece kalıplarını kullanmayı denedi. İlk kitabını yayınladıktan sonra bir suskunluk dönemine giren şair, 1946'dan sonra bir çeşit mistisizmle Çedikçi Süleyman Çelebi adlı bir mevlevinin ruhuyla temas sonucu doğduğunu söylediği dini ve tasavvufi şiirler yazdı.

Şiir kitapları: Miras (1927), Varidat-ı Süleyman (Çedikçi Süleyman Çelebi Ruhundan İlhamlar 1949), Güneşin Ölümü (1951)

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Gemiciler
  Hatıra
  Neyiz
  Ömür
  Sevgi
  Tuna Kıyısında
   
  Gemiciler

Biz dalgalar, fırtınalar kahramanı yiğitleriz.
Ufuklardan ufuklara haber sorar, gezeriz.
Güneşlerde uyuklayan yamaçları,
Kalbi durgun tarlaları bıraktık.
Gölge veren ağaçları
Sevmiyoruz biz artık.
Sevgilimiz,
Ey deniz!

İşte biz;
Nihayetsiz
Mavilikler yolcusu!
Ruhumuzun kardeşidir
Güneşlerde parlayan bu yeşil su.
Bayrağımız yeşil sular ateşidir.
Biz bayrağın fedaisi sayısız Türk genciyiz.
Biz hilale şan arayan korku bilmez gemiciyiz.
Ey vatandan müjdelerle bize kadar gelen rüzgâr!
O sarışın sahillerde kara gözlü genç kızlar,
Yaz gecesi mehtap ile konuşurken,
Doğru söyle, sordular mı bizleri?..
Nasıl cevap verdiği gökten
Gemimizin rehberi,
O vefakâr
Yıldızlar?..

Poyraz var;
Yelken dolar.
Gemi sanki kanatlı!
Enginlerde pembe güneş
Gülümserken bu yolculuk ne tatlı!
Çal sazını kalenderce yiğit kardeş!
Nağmelerin yorulmayan dalgalardan bahtiyar.
Gönderelim bu ahengi o sevgili yurda kadar...

   
  Hatıra

Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar..
Zaman, sanki bir rüzgâr
Ve bir su gibi aksın...

Sen gözlerimde bir renk
Kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın...

   
  Neyiz

Tarife kalkma bizi;
Ne şuyuz, ne de buyuz.
Adem denen denizi
Arayan birer suyuz.

Döner, kıvrılır fakat
Daire olmaz bu hat;
Ne kadar sürse hayat,
O yolun yolcusuyuz.

   
  Ömür

Şen günler bir kırlangıç
Gibi vuruyor kanat.
Kurulmamış bir saat...

Birinde rüya tadı;
Biri kan içen cadı;
İkisinin de adı:
Ömürden bir gün... Heyhat!

   
  Sevgi

Nasıl söylesem bilmem,
Ve anlatsam ne ile?
Bu öyle bir duygu ki
Gelmez kaleme,dile...

Sen varsın bakışımda,
Her nefes alışımda,
İçimde ve dışımda,
Günahlarımda bile...

Gözümde,hayalimde
Hiç sorma ki neler var.
Sendedir ufukları
Ve ancak sana kadar...

Dünyayı iki şeyden
İbaret bilirim ben;
Biri,her şey olan sen...
Biri,sen olmayanlar!

   
  Tuna Kıyısında

Evimden uzakta, annemden uzak;
Kimsesiz kalmışım yad ellerinde.
Bir vefa ararım kalbe dolacak
Gurbetin yabancı güzellerinde.

Tuna'nın üstünde güneş batarken
Sevgili yurdumu andırır bana.
Bir hayâl isterim Boğaziçi'nden
Bakarım "İstanbul!" diye her yana.

İstanbul! Ey sedef mehtaplarından
Hülya gözlerime ilk ışık veren!
Buranın ufkunda yanıp tozlanan
En munis renge de biganeyim ben.

Ah, orda renklerin - şark güneş ile
Naz eden - sihirbaz ahengi vardır.
Bu akşam yurdumu andırsa bile
Ah, orda akşamın bin rengi vardır.