| |
Ben Başkasının Dili
Olsaydım |
| |
Beni Aşka
Terkettiğin İçin Seviyorum Seni |
| |
Çocuklardır
Gökyüzünün Bekçileri |
| |
Düş Gibi |
| |
Eski Ormanlara
Mektup |
| |
Yarın Gece
|
| |
Yetim Kan, Yetimim
Ol |
| |
Zarf |
| |
|
| |
4
Ben Başkasının Dili Olsaydım
Ben başkasının dili olsaydım
Ezik sözler arasında bir delidil bulurdum
kırılmış kolyesini arayan inciler gibi
gözyaşlarımı toplardım, o rüyadan uzakta ve yorgun
Sen başkasın başkasından, sen delidilsin
hey "belki" adlı iyimser kişi, durgun
arkadaşımın uykusu, kendini görmedin ki
başkasını görmekten, ben olsam unuturdum
Dilim daha incedir sözlerimden ve daha
derin bakışlarım gördüğünüzden, şiir bile
uslu kalır yanında deli suskunluğumun,
ben delidildim, aşkı aşkla konuşurdum
Ben başkasının dili olsaydım
mavi bir kız gibi çocukluğumla konuşurdum
 |
| |
|
| |
4
Beni Aşka Terkettiğin İçin Seviyorum Seni
bir sır- çocuksun, yalnızca aşk açık sende
ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka
biri yok, gel, aşk istediği için varsın
ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka
biri yok, git, aşk istediği için yoksun
ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;
ayrılık sana dönmektir, yeniden bana
ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız
gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe
seni senden beni benden bağışlar birbirimize
bir sır- çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın herşeyi
burda değilsin, çoktun çekilmişsin ve seninle
gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde
çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum
vefa aşk listesindeki ceza nöbetine
bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni
aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte
kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun
beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü
zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü
bir sır- çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni
ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!
 |
| |
|
| |
4
Çocuklardır Gökyüzünün Bekçileri
Geceye karışmış bir yolcunun gözleri
Korkuyla uyanan çocuklar gibidir
Erkenci bir yıldıza rastlayınca
Düşündeki son büyüyü yitirir.
Gece yaşlanmış gökyüzüdür.
Özlem ağır uykular gibi çöker
Gezinir çocuğun coğrafyasında
Yüreğinde ışıltılı bir mevsim
Eski zamanlardan bir sabah çeker.
Sabah el değmemiş bir çocuk cakasıdır.
Ağacından bir portakal düşürür
Kana benzese de dağ yollarındaki izi
Taflan kokulu yağmurlar tarar saçını
Unuttuğu dostlukları anarak üşür.
Yağmur ilk kız arkadaşıdır.
Dağ menziline değer alımlı yüzü
Haylaz çocukların koşuştuğu göğsünde
Dağılır kederi mavi bir yıldız
Alıp getirir sonsuz ilkyazı.
İlkyaz içinin hoyrat atıdır.
Kentin kapısını bulduğu sabah
Yorgun bir atlı gibi düşer gece
Yeniden anımsansın diyedir
Sevinir çünkü çocuklar bildikçe.
 |
| |
|
| |
4
Düş Gibi
bu gece bir konuk gelecek sana
ıtır kokulu gün odana indiğinde
pencerende solgun yüzüyle belirecek
sana bu gece bir konuk gelecek
yorgun gülüşünü tanımasan da
sürgünde söylenmiş şarkılar gibi
yüreğine sessiz bir yağmur düşürecek
sana bu gece bir konuk gelecek
günün bir ucundan ölüm giriyor
bedenin üşüsün de yüreğin üşümesin
özlemler uçururken coşkulu sesin
sana bu gece bir konuk gelecek
erinçli yazlar da gelir kavuşursun
ev içlerinin tutkulu sessizliğine
beyaz kuşlar gibi uykular süzülecek
sana bu gece bir konuk gelecek
kadınım benim acımayı bilenim
kuşkulum tedirginim sevecenim
üşümüş su dalgın kar acılı yel
bu gece benimle sana gelecek.
 |
| |
|
| |
4
Eski Ormanlara Mektup bir mektup göndersen de açıp okumasam
ben hangisiyim; sen demekten başka
sana ulaşamayan zarf efendilerinin,
aç beni, başka pulum yok, başka mektubum
yok, yoksul olduğum söylenecek yoksa sana
annemin bir gül olarak terkettiğinden beri
beni gönderdiğin mektuplar ormanına
şehri karıştırmıyorum, yelkeni var
rüzgârı da karıştırmıyorum, seni yanlış anlarlar
kendimi karıştırıyorum, uçmaktan yanayım
ruhuna parmaklarında dolaştıran perinin
tevekkül penceresine konduğu eski ormanlarda
hangi yüzüğünden düştüm bu yolculuğa;
bilseydim, sen gönderseydin, ben o mektuba
yazılacak kadar aransaydım dilinin ormanında
açmazdım yine, yine yüzükler kazanırdın;
bana suluboya bir orman göndereceğini bile bile,
"Peri ve Eşek" mes'eleni yazdığım bile bile,
ormanlara dair şiirler okumak için
ayrı ve birleşik şehirler kurduğumuzu bile bile,
açmazdım bu sırlara lâyık olmayan şehri
içinden çıkacak ormana
bana orman gönderme, içinden şehir çıkar;
ben bir mektuba gönder, içinden birine
almamış gibi yaparım, vapura binmem,
yoluna inmem, ormanları sisi çökmeden önce
sonra inanırım
mektupların perileri
perilerin ormanları biriktirdiğine
yüzüklerin parmaklarda sessizce eridiğine
inanırım, eski orman tadı sinmiştir
açılmayan mektuba
gönderilse de
 |
| |
|
| |
4
Yarın Gece
Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri
Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği
İçimde acıyla yürüyorum yolları
Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
Kimse karşılamasın istasyonlarda beni
Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
Ardımda usulca akan küçücük sular
Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa
Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği
Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?
 |
| |
|
| |
4
Yetim Kan, Yetimim Ol yol dursun, bir fısıltıdan ibarettir
geceleri kalbimizin yağması
ölümü taşıran ırmakların kalbine.
yol dursun, çığlığına yürüsün unutulmanın
boynuna ezilmiş sessizliklerden bir kolye
iliştirilen çiçek ordusu
belki dağılmış bir anısı olur
defterlerde bıçaklanıp kurutulmanın
kalabalığa alışkın bir ölümün ardından
yorumcular çağı doğacak
bir gecikmiş gibi usul usul koşarken
yanındaki gölgesinden yorulan
ve okuldan atılmış bir aşk
dünyayı ezberlerken gece ve gündüz
bazı aşklar tarihten
bazıları muhasebeden kendini tekrarlayacak
bazı şehirlerde akşamları
ses almaya çıkılır çarşı pazar
uzun yazlardan sonra yıldızlardan soyunmuş
konuşkan bir ay başlar
kim susar kim karşılar bilirim
evlere sokulan beyaz uykular kadar
ayartıcı yağmurların payına okşanmıştım
hâlâ üşürüm
ölümü anlatalım
anlaşılsın için bazı hayatlar
ölümü kardeşi gibi arayan
kan, belki kalkar odalardan
ve akar rüyalara doğru
yenilmiş bir gezgin kalbiyle akar
konuşkan ay yeniden konuşuncaya kadar
yetim kan, yetimim ol başka yurt aramadan.
 |
| |
|
| |
4
Zarf Bu mektubu senin kalbine yolluyorum
El yazısıyla değil kül yazısıyla
Yazıyorum ilk defa güzel adını
Kardeşim benim külkardeşim
Ancak bir rüzgar postası taşır bu zarfı
Bu uzun havalarda, bu yanık havalarda
Hafiftin, zarfın üstündeki pul gibi uçucu
Şimdi öyle ağır ki külün
Temmuz yandı, şiir yandı, dil yandı
Külün daha uzun sürecek hayatından
Mektup yanar, zarf yanar, pul yanar bundan. |