Hüseyin Ferhad

 

(1954 - .......)

 

1954'te Hassa'da doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nü bitirdi. Öğretmenlik yaptı, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Film-Radyo-Televizyon ile Eğitim Merkezi'nde radyo programcısı olarak çalıştı. Halen Adana'da yaşıyor. Şiir Kitapları: Deniz Çobanları (1982), Ve Yürüdük Gecenin Ateşleri İçinden (1984, Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü), Söyle Gölgen de Gitsin (1993, Yunus Nadi Şiir Ödülü), Hayal Ülkesinin Keşfi (1995), Hazer İçin Birkaç Sarı Gül (2000, toplu şiirleri Kılıç İpekte Sınanır'la birlikte).

 

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Külleri Eşelemek
  Senin Yerine,Yavrulu Geyik ve Terli Atlar Gelir Kıbleden...
  Yalnayak ve Telaşlı Bir Yürekle
  Yaprak Dökümü
   
  4Külleri Eşelemek

İçimi ezer delice bir cesaret
görünmez bir el kilitler kapılarımı,
miskinliğimden değil bu minnet
çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem
Dilsizim
Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe
gibi saklarım göğsüme kanatlarımı,
kadınlığın böyle karşıma dikildikçe
utanırım seni sevdiğim söyleyemem.
Dilsizim.
Bilinç denen şey şeffaf bir hançer
her gece deşer yaramı.
yıllar divâne ömrümden zulümler geçer
halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir
hayatla katlayamam yorgun yaşımı,
büyük aşklar hep gecikmeli gelir
garibim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Erken geldin dünyaya,benden önce
benden önce koştun yollarımı,
şu ince yağmurlar dinince
gideceğim sevdiğimi söyleyemem.
Misafirim.

   
  4Senin Yerine,Yavrulu Geyik ve Terli Atlar Gelir Kıbleden...

Kar çiçekleri fışkırır göğsümden
kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken
geyikler iner ovaya,
nehir boyuna avlanmaya çıkar
bir asena. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar
pusarık vadiler. Şafak sökerken
atlar dolar avluya,
sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar
sol omuzuma anka. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
yıldızlar kayar gecenin eteklerinden
kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar
yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya,
kızıl tüllere bürünür sarmal yollar
ufkun ardı. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makûs talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makûs talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz.
kan çiçekleri fışkırır göğsümden
sen geri dönünceye kadar! 

   
  4Yalnayak ve Telaşlı Bir Yürekle

Çıplak ayaklarını dalar çakırdikenleri,
kanatır yüreğini yaban gece,
sinsi yalnızlıkların soğuk demiri
küs gittiğin yollara gömülünce.

Yüzün solar telâştan ve ayazdan
çiy taneleri buza dönüşür,
yarasalar alır kaçar bohçanı elinden,
rüzgâr seni hendeklere düşürür.

Ay yok. Uzakta yıldızlar. Dön geri
korkarsın tek başına, arkadaşsız.
Ateşböceği kanatlarından bereler ördüm sana
dön geri, dön geri küçük kız.

   
  4Yaprak Dökümü

Ay ulur geceleri hep. Çağırır beni karanlıklara.
Yaban toprak taşıyamaz dağlı gövdemi benim.

Bulutlar sınırtaşları diker gök tarlasına. Kısalır samanyolu.
Azrail bir adım daha yaklaşır idamlıklara.

Susam tarlalarında yanık güneş tadı. Sonbahar
sürer tahta kızağını kış aylarından daha yukarı.

Atlılar iner kıyıya, yüzünde kar tuzu çobanlar,
gözlerinde yayla çiçeklerinin köklendiği dağ keçileri sonra.

Kızamığı sır gibi saklar köylü kızları: İkicanlı ve anaç
tavuskuşları gibi büyür göğüsleri bitlerini kırarlarken.

Yapkılarla örülen urgan: Yıldızlar, ayaz ve rüzgâr:
Kuş seslerini andırır yıldızların uzak kımıltıları.

Gemilerden sahillere yıkılan silah, kağnılara yüklenen
asker kaputları, fotinler, tabanca susturucuları.

(Tüm pencereleri açarım: Dökülür içeri cam kırıkları
kızıl alazlara bulanarak gecenin tâ derinliklerinden.)

Atılmış bir çapa. Yakamozlar. Nedensiz bir gelgit.

Ay ulur geceleri hep, saldırır kapalı kapılara
lâcivert gece taşıyamaz çiftçi gövdemi benim.

Sarı tüylerinin arasında başını gizlemeye çalışan bir it
gibi, Ölüm: Kuyruğunu dikip iner ıssız ovalara.