|
Çini’de farklı yaklaşım: "Kapılar"
"Son çalışmalarımda Selçuklu mimari sanatıyla Osmanlı
çinilerini aynı obje üzerinde kullandım ve adına ‘Kapılar’ dedim.
Çünkü Anadolu Selçuklu Devleti’nin açtığı kapıdan girenler daha
sonra Osmanlı İmparatorluğu’nu var ettiler. Böylece bu topraklarda
iki sanat birbirinin içinde yer aldı. Ben kapılarda bu noktadan
hareket ederek günümüz çinilerine de bir yol açmak istedim."
Nilay Köksal Karaman, "Türk çini sanatını geleceğe farklı
boyutta taşımak" düşüncesiyle eserlerini şekillendiren bir çini
sanatçısı. 79 eserden oluşan "Kapılar" adlı koleksiyonunu
sanatseverlerin beğenisine
sunan Karaman, farklı boyut yakalama çabasında ne kadar başarılı
olduğunu da gösteriyor çinileriyle.
Karaman, sanatında dönüm noktası oluşturan ve kendisini yeni
boyut
arayışına iten olayın İstanbul’da 1996 yılında düzenlenen Habitat
toplantısı sırasında açtığı ilk kişisel sergisinde gerçekleştiğini
söylüyor. Metropolitan Müzesi’nden gelen 2 profesörün kendisine
yönelttiği, "Çini sanatı sizin kendi kültürünüzden geliyor. Ama hep aynı
şeyleri yapıyorsunuz. Bizim kafamızda belli kalıplar var ve artık bir
doyuma ulaştık.
Neden, kendi sanatınızı gelecek yüzyıllara farklı boyutlarda
taşımıyorsunuz?" eleştirisi üzerine
bakış açısının değiştiğini belirten
Karaman, bu andan itibaren "çini desenlerinin musikinin notaları
gibi olduğunu" düşünmeye başlamış ve "bu notalarla uygun müziği
çalarak, çini sanatını gelecek yüzyıllara yeni besteler şeklinde
ulaştırmayı" hedeflemiş.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 700. yıl kutlamaları çerçevesinde
açtığı ikinci kişisel sergisinde ise, bu düşüncesiyle oluşturduğu
eserleri büyük beğeni toplayan Nilay Köksal Karaman, artık Türk
Çini Sanatı için daha büyük boyutlarda düşünmeyi kendisine ilke
edinmiş.
Sanatçı, "Kapılar" koleksiyonunun doğuş hikayesini ise şöyle
anlatıyor:
"Kapılar’da, Selçuklu’nun mimarisindeki anıtsal kapılardan,
Osmanlı’nın çini sanatına geçişleri anlatmaya çalıştım. Çünkü 2
kültür birbirinin içinde yer alıyordu. Anadolu Selçukluları ile
Osmanlı İmparatorluğu aynı topraklarda büyümüştü. Selçuklu’dan
Osmanlı’ya geçiş, geçişi simgeleyen kapılarla anlatılmalıydı.
Böylece kendi yorumumu getirdiğim Selçuklu Mimarisi ile Osmanlı
çinileri aynı objede buluştu."
Klasik çini anlayışı ile kendi çini yorumu arasındaki farkları
ise Nilay Köksal Karaman şöyle açıklıyor:
"Ben çiniyi resme dönüştürdüm. Çini içerisinde yeni hayaller
kurdum. Şu anda sergilenmekte olan Martılı Pano ve Şelale buna
örnek. Uzaktan bakınca bir resim, yakından bakınca tamamen çini
desenleri var eserlerimde."
Karaman, bu yeni anlayışıyla açtığı ilk sergisinin ardından
akademik çevrelerden bazı olumsuz tepkiler aldığını da belirtiyor.
Bazı akademisyenlerin kendisine, "Bazı şeylerin olduğu yerde
kalması ve en iyi şekilde kopya edilmesi gerektiği" telkininde
bulunulduğunu belirten Karaman, bu olumsuz tepkilere kulak
asmamış. Sanatçı, açtığı ikinci kişisel sergisinde gelen olumlu
tepkilerle de, ne kadar haklı olduğunu görmüş.
"Galiba halkımız da değişimi görmek istiyor" diyen sanatçı,
"Çininin kendine ait çizim kuralları vardır. Ben kuralları
bozmadan yorumluyorum. Değişim. Ama yozlaşmadan değişim" diye
ekliyor.
Temel amacının, Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunmak
olduğunu ve bu nedenle sergisini bu boyutuyla yurtdışına taşımayı
hedeflediğini belirten Karaman, "Bizim de geleceğe taşıyacağımız
yeni çini ve yeni hayallerimiz olduğunu tüm dünyaya göstermek
istiyorum" diyor.
Karaman’ın Kapılar’dan sonraki hayali ise Manas Destanı.
Çinileriyle tarihte geriye doğru yolculuk yaptığını söyleyen
Karaman, Selçuklu ile Osmanlı’yı buluşturduğu "Kapılar"ın
ardından, bu kez de Manas Destanı’nın yorumlamalarını çinilerine
aktarmak için araştırmalarına başlamış bile.
:::
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|