Seher, Yıldızı
Gençliğim, memleketim
oldu yaza yaza
seher yıldızı gibi
gözümü dikmişim
kalbinle doğduğum âna
öyle sevdim ki askı
tutuldum hummasına
sonrası aynı
amansız kaçar kucağa
geyikli gece
uçurumun belkemiği
kalemime su yürümez
bir maniyle çıkıp gelen
denizler, mürekkep olsa
şiirimin göğsündeki yaralara
baka baka
kelam tutan elimden
karanfil kızarır ağzımda
mendilim düşer
ergen olur
gözlerim yazımın aynasında, seher
yıldızı bembeyaz bir çölün sayfasına
kaybolmuş, kelimelerin doldurduğu boşlukta
aşk bir defa. okundu, gerisi, humma
(2001-Temmuz-Ekim 2006)
Murathan Mungan |
|
Ozanın
Uyanışı
Mahremdir şiirin dile gelişi. Sakınmalı onu
arsız işretten. Ozan sarkışından geride durmalı
Bunlar ezberimdi. bilirdim. Fakat şaşardım yine de
süzerken henüz doğrulttuğum bir şiiri, uyuşmuş
kaslar, toza batmış duyumlar arasında. Şaşardım
onca can yongası sözcüklerde, kıvrılıp sarkma, ak
kağıt üzerinde, katmer katmer kanayış... Yazı
doğururmuş meğer, ozan bir çığlık hasada
Ozanın
İkilemi
Bakıyorum kimi zaman:
Şiirimden boylanan
ben! Solgun çizgiler, şöyle böyle, birkaç
ölgün itiraf, sanki ışınlar gibi bulutlardan
Ben ki, onca sakınırdım biyografilerden
ve bir tiksintiyle kaçardım şiirine yön
verenden... Belki de gerekli bunlar, belki
bilinmeli nelerden geçip geldiği ozanın
bir çöle bir bulutu yetiştireyim derken
Ozanın
Melankolisi
Çok zaman yorardı
sessizlik. Gençtim,
bir tavus gibi kurumlu. Hayır, alçalırındım hiç
boyun bükmüş değilim hesaplı susuşlara.
Biliyordum en basından, sezmiştim, şiiri kollayan
yazgıyı. Yine de. uyanıp kimi zaman bir cinnet
açığında, beni anacak, beni yüreklendirecek bir ses
ummadım değil. Diş biledim hatta, yumruk sıktım
şenlik maytaplandıkça uzaktan: ahkâm kesenler
o hay huy... Anlamsız şimdi bunlar! Susup
bir gizemi kollayanlar yüzümde. Susuyorum sorsalar.
Belki sabır! Ah. evet. belki de, o çetin beldelerde
günlerin akışı, dostluklar, karı kız, derken
yaşlanmışım. şiirlerim kadar duru
Yalçın Sadak |