Nisan Varlık 2008 / Toplu Şiirler                       3
   
 
NECMİ ZEKÂ

devir terennüm bakiyesi

papatya anason süt annelerin
hıçkıran her fikre acıyan boş el letafeti
patır patır görmemiş olmayı ister
kıdemli çileler yapıştırır sağına soluna
sağa sola değil
muziplik değil benimkisi
siyahı karaya bağlama değil

tepemizde esen güç
hani nerede böyle güç

sizden daha ne bakışlar doğar

onlar için gördüm ve görmüş olduk

gördün mü
zorbalığa ne hacet günlerini

bedeldir behemahal olacaktır

tuzlaşmalı buzlaşmalı
bu zaafiyet özgürlüğün sevmediğimiz bir şekli
kadıya gitmek buğulu aklımıza gelmiyor

türlü nimetler sektörü maziye el atıyor işte burası güm buğulu güm

böyle böyle
elden gittiğimiz haberi yayılıyor
sırra kadem

değişip baslıklar altında

her borca kefil evlat iyi evlat
önce toprağa fırlatılıyordu sonra sokağa
dur şu başımın terkini kendim yola koyayım
pratisyen halk ise memuriyette ilerleyip
her bir şey hazır olsun duasına uyanıyordu
bazı sabah bazı konularda
kesinlikle yanılarak

OYA UYSAL
kıyısı olmayan nehir
 
Herkes kendi hüznüyle dönüyor yine kendine. Akşam,
kaybolurken gecenin gölgesinde.
 
Baktım da kalbinin aynasından, gün günden solarken
                                                            yüzün,
aslını aratmayan resim...
 
                               Ah! ruhun mevsim değişimi.
Hafifseyen gülüşün bile ulaşılmaz kılarken seni,
bir kendine yetmezlik şimdi, sığınma isteği.
 
Sen ki harfleri sularda sektiren çocuk. Dili geçmiş
                                                            ve derin,
kıyısı olmayan nehir...
 
Herkes kendi hüznüyle dönüyor yine kendine. Akşam,
kaybolurken gecenin gölgesinde.

SALİH BOLAT

Ceza

göğü unut
tek başına ölmüş bir karanlık ol
banliyö trenlerinin camından bakan yenilgi gibi
bak, denizi nasıl denetliyor martılar
uzaklaşıp git, kendinde eri, çözül
değil mi ki orda yoktun.

gemi enkazlarının dibindeki katranla hesaplaş
limandaki halatların arasına sıkışmış yengeç gibi
çaresizliği incele, bir sonuca var yalnızlığından
hani ilk rüzgârla düşen yapraklar vardır
onlara oy ver, yaşamıyor olmayı seç
değil mi ki söylemedin.

çalışkanlığın haritasını çizen karıncaları gözet
ağaçlara koş, köklere yalvar
kiminse kumdaki ayak izleri, onu bul, tartış
takip edilen bir pars gibi
geceyle arandaki boşluğu ölç
değil mi ki göremedin.

TEKİN GÖNENÇ

ödünç alkışlar

siz değil miydiniz
gün olur yaşamdan alkışlar alırım diye
uysal bir tambur sesinden merdivenler
kurup olur olmaz şarkılara tırmanan

olur da içinden inci çıkar diye
yine siz değil miydiniz
denizlere küskün ırmaklarda
istiridyeler arayan

hadi çıktınız diyelim
peki nasıl ineceksiniz şimdi gerisingeri
karanfil kırıntıları serpe serpe çıktığınız
o hoyrat merdivenleri

 
 
 
 
İ aruz2001          Bütün hakları saklıdır.              Erişim: canbey@aruz.com              Tasarım: Canbey