NECMİ ZEKÂ
devir terennüm bakiyesi
papatya anason süt annelerin
hıçkıran her fikre acıyan boş el letafeti
patır patır görmemiş olmayı ister
kıdemli çileler yapıştırır sağına soluna
sağa sola değil
muziplik değil benimkisi
siyahı karaya bağlama değil
tepemizde esen güç
hani nerede böyle güç
sizden daha ne bakışlar doğar
onlar için gördüm ve görmüş olduk
gördün mü
zorbalığa ne hacet günlerini
bedeldir behemahal olacaktır
tuzlaşmalı buzlaşmalı
bu zaafiyet özgürlüğün sevmediğimiz bir şekli
kadıya gitmek buğulu aklımıza gelmiyor
türlü nimetler sektörü maziye el atıyor işte burası güm buğulu güm
böyle böyle
elden gittiğimiz haberi yayılıyor
sırra kadem
değişip baslıklar altında
her borca kefil evlat iyi evlat
önce toprağa fırlatılıyordu sonra sokağa
dur şu başımın terkini kendim yola koyayım
pratisyen halk ise memuriyette ilerleyip
her bir şey hazır olsun duasına uyanıyordu
bazı sabah bazı konularda
kesinlikle yanılarak |
|
|
OYA UYSAL |
|
kıyısı olmayan nehir |
| |
|
Herkes kendi hüznüyle
dönüyor yine kendine. Akşam, |
|
kaybolurken gecenin
gölgesinde. |
| |
|
Baktım da kalbinin
aynasından, gün günden solarken |
|
yüzün, |
|
aslını aratmayan resim... |
| |
|
Ah! ruhun mevsim değişimi. |
|
Hafifseyen gülüşün bile
ulaşılmaz kılarken seni, |
|
bir kendine yetmezlik şimdi,
sığınma isteği. |
| |
|
Sen ki harfleri sularda
sektiren çocuk. Dili geçmiş |
|
ve derin, |
|
kıyısı olmayan nehir... |
| |
|
Herkes kendi hüznüyle
dönüyor yine kendine. Akşam, |
|
kaybolurken gecenin
gölgesinde. |
|
SALİH BOLAT
Ceza
göğü unut
tek başına ölmüş bir karanlık ol
banliyö trenlerinin camından bakan yenilgi gibi
bak, denizi nasıl denetliyor martılar
uzaklaşıp git, kendinde eri, çözül
değil mi ki orda yoktun.
gemi enkazlarının dibindeki katranla hesaplaş
limandaki halatların arasına sıkışmış yengeç gibi
çaresizliği incele, bir sonuca var yalnızlığından
hani ilk rüzgârla düşen yapraklar vardır
onlara oy ver, yaşamıyor olmayı seç
değil mi ki söylemedin.
çalışkanlığın haritasını çizen karıncaları gözet
ağaçlara koş, köklere yalvar
kiminse kumdaki ayak izleri, onu bul, tartış
takip edilen bir pars gibi
geceyle arandaki boşluğu ölç
değil mi ki göremedin. |
|
TEKİN GÖNENÇ
ödünç alkışlar
siz değil miydiniz
gün olur yaşamdan alkışlar alırım diye
uysal bir tambur sesinden merdivenler
kurup olur olmaz şarkılara tırmanan
olur da içinden inci çıkar diye
yine siz değil miydiniz
denizlere küskün ırmaklarda
istiridyeler arayan
hadi çıktınız diyelim
peki nasıl ineceksiniz şimdi gerisingeri
karanfil kırıntıları serpe serpe çıktığınız
o hoyrat merdivenleri |
|