Anasayfa  
  Şairler  
  Meraklısına  
 
 

 

?  Divan Şiirinde İlâhî Aşk

Bu dünyadaki güzellere, güzelliklere, dostlara duyulan sevgiye tasavvufta geçici (mecazî) aşk denir. Bu aşk zararlı değil, gereklidir. İnsan neyi, kimi severse sevsin, yine de Allah'ı sevmiş olur; çünkü bütün güzellikler Allah'ın güzelliğinin bir yansımasıdır.

Geçici aşk, hakikî (ebedî, ilâhî} aşka bir hazırlıktır. Çünkü, insan, aşkının büyüklüğü ve derinliği ölçüsünde kendi nefsi isteklerinden, benlik hırsından, menfaat kaygısından kurtulur. Ruhunu bunlardan kurtaran, gerçek hürriyete kavuşur. Hür insan mal, mülk kaygısı taşımaz; neşe ve acıları umursamaz: cennet-cehennem kaygılarından sıyrılır. Gerçek mutluluğa ancak ilâhî aşka ulaşanlar kavuşur. "Leylâ vü Mecnûn" mesnevisinde mecazî aşktan ilâhî aşka yükselişi anlatan Fuzûlî'nin pek çok şiirinde bu tasavvufî aşkın izleri görülür. Okuduğunuz gazelde de bu izleri bulmak mümkündür. Özellikle beşinci ve altıncı beyitlerde ilâhî aşka ulaşmak isteyen insanın çabaları, söz ve anlam sanatlarıyla desteklenerek ustalıkla anlatılmıştır.

Sevgiliden ayrı olmanın acısı dayanılır gibi değildir; fakat âşığın tek amacı da aşk yolunda canını feda etmektir. İnsan dünyaya gelmeyi, sevgilisi için canını feda etmenin bir fırsatı bilmelidir. Bunun için dünyaya bağlanıp yaşayanlara şaşmak gerekir. İnsan vücudu muma, canı da fitile benzer. Canın vücut bağından kurtulabilmesi için mumun yanması lâzımdır. Çünkü fitil kurumludur ve yanmadan açılmaz. Mum yanarken fitil nasıl kıvrılarak incelir, ipliğe dönerse, vücut da aşk ateşiyle yanarken can acı çeker. Mum bilince fitilin kıvranması sona erer. İnsan da ıstıraplardan kurtulmak istiyorsa, canını vücut bağından, yani dünyaya ait heveslerden kurtarmalıdır.
9