|
1913:"Feryad-ı Vatan" başlığını taşıyan ilk şiirini yazar.
Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar.
1914 : Ekonomik nedenlerle Nişantaşı Sultanisi'ne geçer.
1917 : Bahriye Mektebine girer.
1918 : İlk kez bir şiiri yayınlanır. Yeni Mecmua'da yayınlanan
bu ilk şiiri "Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı" başlığını taşır.
1920 : Bahriye'yi bitirmesine birkaç ay kala sağlık nedeniyle
ayrılmak zoruna kalır. İstanbul işgal altındadır.
Arkadaşı Vâ-lâ Nurettin ile birlikte gizlice Anadolu'ya geçer.
Ankara Hükümeti tarafından Bolu'ya öğretmen olarak atanır.
1921 : Azerbaycan üzerinden Moskova'ya gider. Devrimin ilk
yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenim görür. Sanat
çalışmalarına katılır.
1924 : Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı "28 Kânunisani"
sahnelenir. 12 Mart günü Pravda'da bu gösteri övgüyle
yer alır. Türkiye'ye döner ve Aydınlık Dergisi'nde
çalışmaya başlar.
1925 : Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde gizli örgüt üyesi olduğu
gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak "on beş yıl küreğe
konulma cezası" verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol
açar. Moskova'ya gider.
1926 : Viyana'ya geçerek ileride suçlanmasına konu olarak
"parti" toplantısına katılır. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe
girmesiyle, "küreğe konulma" cezası ortadan kalkar.
1927 : Katılmış olduğu "Viyana Konferansı" nedeniyle İstanbul
Ceza Mahkemesi'nde yokluğunda yargılanır. Üç ay hapis cezası
verilir.
1928 : Yurda dönmek üzere Moskova'daki Büyükelçiliğe başvurur.
Pasaport almak istemektedir. Ancak kendisine yanıt verilmez
bunun üzerine gizlice sınırı geçerse de Hopa'da yakalanır.
İstanbul üzerinden Ankara'ya götürülür. Ankara Ağır Ceza
Mahkemesi'nde, daha önce yokluğunda yapılan yargılamalar
yinelenir. Üç ay hapis cezası verilir. Cezaevinde geçirdiği
süre gözönüne alınarak serbest bırakılır.
1929 : Resimli Ay Dergisi'nde çalışır. İlk şiir kitabı "835
Satır" yayınlanır. Bunu diğerleri izler.
1930 : "Sesini Kaybeden Şehir" başlıklı şiir için dava açılır. Yargıtayca aklanır.
1931 : "1+1=1", "835 Satır", "Jokond ile Si-Ya-U" ile bir kez
daha "Sesini Kaybeden Şehir" ve "Varan 2" adlı kitapları
hakkında dava açılır. Hepsinden aklanır.
1932 : "Kafatası" oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye
konur.
1933 : "Gece Gelen Telgraf" şiirinden dolayı yargılanır. Altı
ay üç gün hapis cezası verilir. Babası bir kaza sonrası ölür.
Onun ölümü üzerine "Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye"
başlıklı şiiri yazar. Şiirde babasının patronu Süreyya Paşa'ya
hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır. Bir yıl
hapis, 200 lira para cezasına çarptırılır. Bu sıralarda "gizli
örgüt" kurduğu savıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan
ayrı bir davada idamı
istenir. Dört yıl ağır hapisle cezalandırılır.
1934 : Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkarılan af yasasından
yararlanır. Serbest bırakılır.
1936 : Gizli örgüt kurmak ve yönetmek savıyla yargılanır ve
aklanır.
1937 : "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı"
yayınlanır.
1938 : Askeri öğrencileri isyana teşvik suçlamasıyla da
"Donanma" davaları açılır. Toplam 28 yıl 4 ay ağır hapisle
cezalandırılır.
1941 : Bursa'da "Memleketimde İnsan Manzaraları" nı yazmaya
başlar.
1943 : Cezaevi arkadaşı Orhan Kemal tahliye olur. Balaban'ın
resim çalışmalarına yardımcı olur, yetişmesini sağlar.
1944 : Karaciğer ve kalp rahatsızlıkları başlar.
1949 : Basında haksız mahkumiyetine ilişkin yazılar artmaya
başlar. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi'nde "Tevfik Fikret
ve Nâzım Hikmet" başlığını taşıyan bir yazı yayımlayarak
dikkatleri Nâzım'ın haksız mahkumiyeti çeker.
1950 : Yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşlarca "Nazım'a
Özgürlük Kampanyaları" açılır. Meclis'in gündeminde bulunan Af
Kanunu'nu çıkarmadan tatile girmesi üzerine, Nazım, 8 Nisan'da
açlık grevine başlar. Aynı gün, Bursa'dan İstanbul'a Paşakapısı Cezaevi'ne götürülür. 23 Nisan'da grevini
avukatlarının isteği üzerine geçici olarak durdurur. Ağır
hastadır, doktorlar üç ay bir hastanede tedavi görmesi
gerektiğini belirtirler. Ancak durumunda hiçbir değişiklik
olmayınca 2 Mayıs'ta yeniden greve başlar. Açlık grevi
kamuoyunda büyük yankı uyandırır. İmza kampanyaları
başlatılır. "Nâzım Hikmet adlı bir dergi çıkarılır 9 Mayıs'ta
annesi Celile Hanım 10 Mayıs'ta şair Orhan Veli, Melih Cevdet
ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar. 14 Mayıs seçimleri
sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, 19 Mayıs'ta greve
ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu'yla serbest bırakılır. 22
Kasım'da Dünya Barış Konseyi tarafından Pablo Picasso, Paul
Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda'yla birlikte
"Uluslararası Barış Ödülü"nü almaya hak kazandığı açıklanır.
Kendisinin katılamadığı törende ödülünü
Neruda alacaktır.
1951 : Oğlu Memed dünyaya gelir. Askere çağrılır, 49
yaşındadır ve hastadır. Üstelik askeri okulda öğrenci olarak
geçirdiği sürelerin yasa gereği askerliğe sayılması
gerekmektedir. Yaşamına yönelik tehditler üzerine ülkeden
ayrılır. 15 Ağustos günü resmi gazetede, Bakanlar Kurulu
kararıyla "yurttaşlıktan çıkarıldığı" duyurulur. Dünya Barış
Konseyi'nin bir yıl önce kendisine verdiği "Uluslararası Barış
Ödülünü" Prag'da düzenlenen bir törenle alır.
1952 : Çine'e gider. Ancak hastalanınca gezisini yarım
bırakmak zorunda kalır. Enfaktüs geçirmiştir. Dört ay yatar.
Bundan sonraki yaşamı artık doktor gözetiminde geçecektir.
1953 : Uluslar arası toplantılara katılmayı sürdürür. "Bir Aşk
Masalı" oyunu Moskova'da sahnelenir. Bunu diğer oyunlarının
sahnelenmesi izler.
1958 : Paris'e gider. Aralarında Aragon ve Picasso'nun da
bulunduğu çok sayıda yazar ve sanatçıyla görüşür.
1962 : Sovyet Yazarlar Birliği tarafından 60. yaş günü
kutlanır. Yazarlar Evi'nde düzenlenen gecenin ertesinde Politeknik Müzesi'nde, okuyucuları için ikinci bir toplantı
gerçekleştirilir. Gecenin yöneticiliğini İlya Ehrenburg
yapar.
1963 : Afrika'ya, Tanganika'ya gider. "Cenaze Merasimim"
başlıklı şiirini kaleme alır. (Nisan) 3 Haziran sabahı
Moskova'da evinde ölür. 
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|