| site gezme kılavuzu | güncellemeler |  edebiyat takvimi  | dosyalar | Türk Dil Kurumu Sözlüğü | 
                               

 

Türk Gelenek Sanatları / El Sanatları

 

El sanatlarının ortaya çıkışı, insanoğlunun yaratılışında var olan iyi, güzel ve doğru algılayışı yaşadığı dünya ile bütünleştirerek onu taklit etmek veya öze dayalı duyguları, orijinal değerleri ve idealleri çeşitli maddelerle yansıtmaktır. Ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtan el sanatları, çevre şartlarına göre değişimler gösterir.
   Orta Asya kültürünün tarihi MÖ. 5000 yıla kadar gitmektedir. Orta Asya’nın çeşitli bölgelerindeki yerleşik hayat izleri, kurgan hazineleri ve Türk yazıtları, büyük bir Türk medeniyetinin varlığını göstermektedir.
   Türk milletinin Orta Asya tarihi, sanatına da yansımıştır. Türk sanatı tek kaynaktan çıkarak kollara ayrılan beylerin devletleşmesi gibidir. Ana kaynaktan beslenerek gelişen ve zirveye ulaşan bu kolların dalları ve yaprakları tüm asırlar boyunca kökteki özsuyu ve motifleri yansıtagelmiştir.
   Yeni iklimlerde ve bölge kimlikleriyle zenginleşen Türk sanatı, İslam ve Batı dünyasını da etkilemiştir. Kurganlardan çıkarılan çömleklerdeki desenler, oyma veya kabartmalar, Türk süsleme sanatının Türk tarihi ile başladığını göstermektedir.
   Geleneksel Türk el sanatları, Anadolu’nun birikimiyle ve Türklerin yayarak getirdiği zengin mirasla, yeni orijinal üsluplar doğurmuştur.
   Türk el sanatlarının doğuş ve yayılış coğrafyasını Sibirya, Ural, Altay, Tiyenşan, Yenisey ile tüm Orta Asya, Ön Asya ve Anadolu olarak belirtebiliriz.
Orta ve Ön Asya’da yaygınlıkla tanınan Türk el sanatlarını aşağıdaki ana başlıklarda sınıflandırmak mümkündür:
   1 - Ahşap ve ağaç işçiliği 2 - Arabacılık 3 - Bakırcılık 4 - Cicim zili 5 - Ciltçilik 6 - Çinicilik 7 - Çömlek yapımcılığı 8 - Deri işçiliği 9 - Dokumacılık 10 - Halıcılık 11 - Hat 12 - Hayvan süslemeciliği 13 - Keçe yapımcılığı 14 - Kilimcilik 15 - Kumaş 16 - Kuyumculuk 17 - Maden işçiliği 18 - Minyatür 19 - Müzik aletleri yapımcılığı 20 - Örmecilik 21 - Oya yapımcılığı 22 - Semercilik 23 - Sepetçilik 24 - Seramikçilik 25 - Silah işlemeciliği 26 - Sumak 27 - Taş işçiliği 28 - Tezhip 29 - Vitray 30 - Yazmacılık.
   Türklerde bakır, altın, gümüş gibi madenler de dövme ve dökme tekniğiyle işlenmişlerdir. En çok kullanılan maden bakırdır. Maden işçiliğinde dövme, telkari, kazıma (kalemkar), çekiç işi kakma, küftgani, savatlama gibi teknikler kullanılmaktadır.
   Ev mimarisi bölgelerin coğrafi koşullarına göre biçimlenmiş ve çeşitlenmiştir. Çadırla konup göçen Türklerin kışlık ve yazlık olarak kullandığı iki tür ev vardır. Kışlıklar taş, ahşap veya bölgenin coğrafi durumuna göre kalıcı yapılardır. Yazlıklar ise çadır ve otağ türleridir.
   Ahşap ve taş işçiliği Anadolu’da Selçuklu döneminde gelişip kendine özgü bir niteliğe kavuşmuştur. Selçuklu ve beylikler dönemi ağaç işleri daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elemanlar olup üstün işçilik içermişlerdir. Osmanlı döneminde sadeleşerek daha çok sehpa, kavukluk, yazı takımı,çekmece, sandık, kaşık, taht, rahle, Kur’an muhafazası gibi gündelik kullanım eşyaları ve pencere, dolap kapağı, kiriş, konsol, tavan, mihrap, minber, sanduka gibi mimari eserlerde uygulanmıştır. Geleneksel mimaride dış cephe ve iç mekan süslemesinde taş işçiliği de önemli yer tutmaktadır.
   Taş işçiliğinin mimari dışında en çok kullanım alanı mezar taşlarıdır. Oyma, kabartma, kazıma gibi teknikler kullanılmaktadır. Kullanılan süsleme öğeleri bitkisel, geometrik motifler ile yazı ve figürlerdir. Hayvansal figürlere Orta Asya’da rastlanmaktadır.
   Müzik aletleri, ağaçlar, bitkiler ve hayvanların deri, bağırsak, kıl, kemik ve boynuzlarından yapılmaktadır. Telli, yaylı, nefesli, vurmalı çalgılar olarak gruplandırılmaktadır.
   Mimariye bağı olarak gelişen diğer bir sanat kolu da çini sanatıdır. Anadolu’ya Selçuklularla girmiştir. Figürlü sanat eserlerini kullanmaktan çekinmeyen Selçuklular, özellikle hayvan tasvirlerinde çok başarılı olmuşlardır. 14. yüzyılda İznik, 15. yüzyılda Kütahya, 17. yüzyılda Çanakkale’de başlayan seramik sanatı, bu yörelerde kendine has renk, desen, form özellikleri ile Osmanlı dönemi seramik ve çini sanatına yeni yorumlar getirmiştir. 14 - 19. yüzyıllar arasında Türk çini ve seramik sanatı orijinal yaratıcı işçiliği ile dünya çapında üne kavuşmuştur.
   Anadolu uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin en seçkin örnekleri günümüzde “cam”ın tarihi gelişimi konusuna ışık tutmaktadır. Çeşitli model ve formlarda vitray, Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’un fethiyle camcılığın merkezi bu kent olmuştur. Çeşm - i Bülbül, Beykozişi bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır.
Dokumaların hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kıl ve ipekten olup, eğirme veya başka yollarla iplik haline getirilerek ve birbirine değişik metotlarla tutturularak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilir.
   Hammaddeleri değişik olan oyaların araçları ise tığ, mekik, firkte / filkete, koza, yün, mum, boncuk ve kumaş artığı olarak sınıflandırılabilir.
   Takılarda ise değerli ve yarı değerli taşlar metaller veya ahşap üzerine işlenmiştir. Selçuklularla birlikte gelen değişik üslupların en önemlisi Türkmen takılarıdır.
   Günümüzde önemini henüz kaybetmeyen ve atalarımızdan günümüze yansıyan örme sepet, bugün bile eşya, yiyecek vb. taşıma amacından başka ev içi dekorasyonda da kullanılmaktadır. Hayvancılıkla uğraşan kırsal kesimlerde yaygın olarak kullanılan keçe, çul ve ağaçtan yapılan semer geleneksel sanatların bir kolu olmuştur.