Hasan İzzettin Dinamo

(1909  -1989)

1909'da Trabzon Akçaabat’ta doğdu. 20 Haziran 1989'da İstanbul’da öldü. Sivas İlköğretim okulunu bitirdi (1931). Malatya ve Adıyaman’da iki yıl öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'ne girdi.  İlk şiiri 1925 yılında Giresun’da çıkan İzler dergisinde yayımlandı. İlk şiir ve düzyazılarından bir kısmını, iki arkadaşıyla birlikte Adsız Kitap isimli kitapta derledi (1931). Başlangıçta hece ölçüsüyle şiirler yazdı. Daha sonra serbest vezne yöneldi. Toplumcu ve üretken bir edebiyat işçisidir.Şiir kitapları: Deniz Feneri (1937) Karacaahmet Senfonisi (1960) Özgürlük Türküsü (1971) Mapushanemden Şiirler (1974) Sürgün Şiirleri (1975) Gecekondumdan Şiirler (1976) Çoban Şiirleri (1982) Nazım’dan Meltemler (1989) Tuyuğlar (1990)

                      TOPLU ŞİİRLERİ

  Dokuzuncu Sonnet
  İnsanın Kahpesi
  Meydan Okumak
  Onbirinci Sonnet
  Yirmibirinci Yüzyılın İnsanlarına Şiirler
   
  Dokuzuncu Sonnet

Yağmur yağıyor, kış yağmuru şakır şakır
Gecekondumuz birkaç yerinden yine damlıyor.
Üstümüz eski püskü, tel dolap tamtakır
Umutsuzluk aç karga sesleriyle bizi selamlıyor.

Pusmuş kilimin üstünde altın gözlü sarman
Bir huzur müziği üflemede mırıltıları.
Gürültüler kopmada evin ardında zaman zaman
Dağı çökertmekte üstümüze yağmur suları.

İçiyoruz Şerife'nin yorgun eliyle koyduğu çayı
Isınıyoruz, peri padişahının sarayı
Bizim gecekonduyla hemen yer değiştiriyor.

Tepe koptu dayandı gecekonduya ama ne zarar!
Yoksulluk şiirleri yazan ele yazın yine iş var
Burada zor insanı da şiiri de pekiştiriyor!

   
  İnsanın Kahpesi

İnsanın kahpesi
Ne arslana, ne kaplana benzer.
İnsanoğlunun kahpesi
İlk bakışta sana bana benzer.

İnsanoğlunun kahpesi
Arslandan, kaplandan yırtıcı.
İnsanoğlunun kahpesi
Her yanda haklı, her işte haklı
Hem de gürültücü, patırtıcı.

Onca sıfırdır
Doğanın her güzel yarattığı
Ya da sanatçının her güzel dediği
Dana beynini beğenmez
İnsan beynidir yediği.

Sabrımızı yer kıtır kıtır
çerez yerine.
Cellattan bile daha kaygusuzdur
Namuslu insanın üzüntülerine...

   
  Meydan Okumak

Bizde neden bir ağlayan Fuzuli çıkmış
Şimdi anlıyorum bunu derinden.
Kaç Fuzuli, Fuzuli olmadan önce
Kahrolup gitmiştir üzüntülerinden

Öyle çekmişim ki
Artık benden sonra
Birkaç satırımın yaşaması bile
bana vız geliyor.
Artık bahçemdeki yemişlere
Ne güler yüzlü bir dost
Ne hırsız geliyor.

Demek, diyorum, bu duruma gelirmiş
Budana budana bir şair
Ölümsüzlüğe sırtını dönmüş şiir
Artık acıya meydan okuyabilir.
 

   
  Onbirinci Sonnet

Kendimi varisi sanırdım şiir imparatorluğunun
Belki de bu yüzden ömrüm boyunca sürgünlerde gezdim.
İçimdeki altın yeleli arslanı görmeseydi kanun
Bir canavar gibi gurbet gurbet böyle sürülmezdim.

Güzel bir Türkiye hayali ve mutlu insanlar
Oturdu yazamadığım şiirlerime boydan boya.
Katakomplardan kalkan düşüncelerin döktüğü kanlar
Çaldı en uysal düşünceme bir kanlı boya.

Dikildi karşıma demirden yumruğuyla felek
Yol verdi birer birer geçsin diye cücelere
Sürdü beni taşından altın yapılmayan gecelere.

Beni demir kazıklara bağlarken sürgünler
Ve geçip giderken kaplumbağa gibi günler
Böğürüp dururdu danalar gibi salhanede gerçek!

   
  Yirmibirinci Yüzyılın İnsanlarına Şiirler

I

Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Sabahı olmayan gecelerde.
Gül dalları yerine demir çubuklar vardı
Münzevî-münzevî pencerelerde.

Dört uzun yıl boyunca
Dışarıda koskoca bir doğa
Baştan çıkaran kokularıyla
doldurdu yolları.
Her bahar göğün kapılarında
Şarkılar okudu tarla kuşları.

Apak bulutlar geçti habersiz
Âşıklığımdan, şairliğimden,
Bahar yağmurları bensiz yağdı
Ebemkuşağı açtı bensiz.

Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Gübreliğinde günlerimin
İnsanlar olmadı farkında
En küçük hünerimin.
Ne de bir kimsenin haberi oldu
  varlığımla yokluğumdan.
Yalnız, bir bahar sabahına benzeyen çocukluğumdan
Ebemkuşakları gelirdi
Eğlendirmek için beni
İçinde çırılçıplak çimdiğim dereler
Söylerken kulağımın dibinde ninni
Bir bahar sabahı gibi güzel çocukluğumun
Kırık beşiğine başımı koyar
Uyanmadan günlerce uyurdum.
Umudumu, dudaklarında büyük türküler
Ellerinde gelincik desteleri
Karşımda bulurdum.

Öğrenme
İstemem
bir Eyüp sabrı nedir
Torunlarımın torunu.
Say ki dedelerin bir masal yaşadı
Say ki acılar masaldı
Öttür ölümsüzlüğe doğru borunu!