Boğaziçi Türküsü
/
Coşkun Ertepınar

Yeryüzüne
vuran
İlk ışıkla göründüğü an
Bu hem yukarı, hem aşağı akan
Mavi su,
Başlamış türküsüne...
Geçmiş üzerinden hep
Rüzgârın
Dev ormanlardan taşıdığı uğultu
Ve bilmediğimiz kuşların kanat sesi önce.
Kayalıkların nice bin yıl sürmüş uykusu
Bir selâm bile sunmadan balıklar sürüsüne...
Sonra uyanmış, büyümüş zaman,
Koşar olmuş bir o yana, bir bu yana
Korkulu adımlarla insan...
Suskun kayalıklardan
İlk defa kim bilir
Nasıl hayran gözlerle bakmış,
Boğaz'ın kabaran göğsüne...
Bilinen ne ki?..
Trak, İskit, Pers, Ceneviz, Yunan
Kalan beş on isim belli zamandan!
Boğaziçi,
Maviler âleminin bu en efsanelisi,
Vakti gelince
Kaptırmış gönlünü Türk'ün sevgisine...
Bir
aydınlık tarih akmış
Üstünden bu gümüş suların...
Şimdi Hisar, Beylerbeyi, Emirgân,
Şimdi Ortaköy, Dolmabahçe, Üsküdar,
Şimdi Sarayburnu, Süleymaniye,
Bütün İstanbul şimdi
Aynı düşle
Birbirine öylesine hayran,
Âşık öylesine...
Geceleri ay süzülüp indiğinde
Tepeler üstüne,
Karşılıklı uzayıp giden kıyılarda
Yalılar, konaklar, kuleler,
Türbeler, minareler, kubbeler,
Sırtlarda üst üste yücelen
Ufku zengin pencereler,
İnce İstanbul selâmlan sunar
Pırıl pırıl
Köprüsüne, kayığına, mavnasına, gemisine..
Boğaziçi,
Küçük Asya'nın
O her çağda taze, ılık boynu,
Yemyeşil yamaçların
Bin bir güzellikle dolu aynası,
Büyülü su,
Gece gündüz yakamozlar saçan inci,
Sen değilsen şiirin ülkesi
Yeryüzünde
Başka neresidir
Söylesene, söylesene?..

(Milli Kültür,1980) |