|
Milli şairimiz
Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 63. yıldönümündeyiz. Akif'in yazdığı
"İstiklal Marşı"nı 78 yıldır söylüyoruz. Bunun Akif tarafından
yazılmasının sebebi sadece onun şairlik yeteneği değildir... Çünkü
Akif kadar yetenekli başka şairler de vardı...
Akif, İstiklal Savaşı'mızı bütün anlamlarıyla kavrayıp, ruhunun
adeta her zerresinde hissederek en güzel şekilde şiirleştirdiği
için "İstiklal Marşı şairi" olmuştur.
Akif hakkında yazılmış eserlerin en iyilerinden biri Ertuğrul
Düzdağ'ın "Mehmed Akif Hakkında Araştırmalar" adlı kitabıdır.
Düzdağ, bir "Mehmet Akif Araştırmaları Merkezi" de kurmuştur.
Düzdağ'ın anlattığ gibi, 1921'de açılan İstiklal Marşı yarışmasına
700'den fazla şiir gönderilmiştir. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah
Suphi, "Herkesi tatmin edebilecek ve o günlerin heyecanını ifade
eden bir şiire rastlamadıklarını" açıklamıştır.
Yarışmaya Akif katılmamıştır. Çünkü kazanacak şiiri yazanan 500
lira ödül verilecektir ve Akif bunu kabul etmemektedir.
Hamdullah Suphi, Akif'e resmen yazı göndererek "İstikla Marşı"nı
yazmasını rica etmiş, ödül sorununa bir çare bulunacağını
belirtmiştir.
Ve Akif'in "İstiklal Marşı", 12 Mart 1921'de Meclis'te okunarak
ayakta alkışlarla kabul edilmiştir.
Düzdağ anlatır: Kendisi parasızlıktan paltosuz gezen Akif, ödül
parası olan 500 lirayı Sarıkışla Hastanesi'ndeki yaralı gazilere
ve fakir kadınlara örgücülük öüreterek meslek kazandırmaya çalışan
bir hayır kurumuna bağışlamıştır (s. 227-230)
Mehmet Akif, ölüm
döşeğinde iken, "İstiklal Marşı"ndan söz açılması üzerine şunları
söylemiştir:
"O şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir facia
karşısında bunalan ruhların ızdıraplar içinde kurtuluş
dakikalarını beklediği bir zamand yazılan o marş, o günlerin
kıymetli bir hatırasıdır. Bir daha yazılamaz. Onu ben de
yazamam... O şiir benim değil, artık milletin malıdır..." (s.
230).
"İstiklal Marşı
1930'a kadar Ali Rifat Çağatay'ın bestesiyle, ondan sonra da Zeki
Üngör'ün, bugün de geçerli olan, bestesiyle söylenmiştir.
Akif'in devrimler
hakkında şiir yazmaması ve Mısır'a gitmesi, 'pozitivist
yobazlar'ın tepkisini çekmiştir. Bazen Akif'e saldıracak kadar
küstahlaşıyorlar da...
Akif, derin bir
üzüntü içinde, Mısır'a gidiş sebebini şöyle anlatmıştır:
"Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben vatanını satmış ve
memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül
edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum." (s. 323)
Siyasi şartlar
öyle getirmiştir; "Takrir-i Sükun" dönemidir. "Polis hafiyeleri",
Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Cebesoy gibi Milli Mücadele
kahramanlarının da peşinde gezmektedir!
Sadece Akif
değil, Halide Edip Adıvar da benzer siyası sebepler yüzünden
kocası Adnan Adıvar Bey'le yurt dışına gitmişti.
Evet, siyasetin
getirdiği şartlar... Ama Atatürk isteseydi bir göz işaretiyle
Akif'in "İstiklal Marşı"nı değiştirtip mesela Behçet Kemal'e bir
marş yazdırabilirdi. Bunu yapmamıştır.
Bugün Akif
çeşitli toplantılarla anılacak. ANAP da bir anma toplantısı
düzenlemiş... Bravo! Pozitivist yobazlara güzel bir cevaptır bu...
Başka partiler de Akif'e saygılarını ortaya koymalıdır.
Akif, ebediyen
kalbimizde yaşayacaktır.
"Korkma! Sönmez
bu şafaklarda yüzen al sancak!"

(Milliyet
gazetesi 27.12.1999)
|