|
Eğer
vatanınızdan ayrıysanız bayramlar kandiller gibi Ramazanlar da neşeyle karışık
bir hüznü misafir eder gönlünüze. Eşinizle dostunuzla geçirdiğiniz Ramazanları
düşünüp kaybolan değerleri hasretle yad eden ihtiyarlar gibi "Ah.. nerede o eski
Ramazanlar!" sözü dökülür dudaklarınızdan. Hemen her sohbette sözlerinin bir
yerine sıkışmış "gurbet" boyutu eklenir bu "gufranla tüllenen ay"ı vatanından,
sevdiklerinden ve doğup büyüdüğü cevre ve kültürden uzak bir şekilde idrak
edenler için. Bunu en çok hissedenler de, Sovyet boyunduruğundan ve komünizm
zulmünden birkaç yıl önce kurtulan ve yeniden "Ramazan"lara kavuşan "bizim
beldelerimiz"de "hicret" anlayışıyla seferber olmuş muhabbet fedaileridir
herhalde. Zira, ruhumuzun mayası olan değerlerimiz adına coraklaşmışdurumdaki o
topraklarda, çoğu zaman bir ezan sesini bile duyamayan, Ramazanın havasını da
ancak kendisi gibi ayni maksatlarla oralara gitmiş insanlarla bir araya
geldiğinde hisseden bu hasretlilerin, nasıl bir halet-i ruhiyede
olabileceklerini varın siz düşünün.
Ancak, bütün eski Doğu Bloku
ülkeleri için geçerli olan bu hissiyatın ve özellikle Ramazan ayı hakkında
sözkonusu olan bu atmosferin, Yugoslavya'dan bağımsızlığımızı kazanan
Makedonya'da bu şekilde olmadığını ifade edelim hemen. Meşhur sairimiz Yahya
Kemal'in ifadesiyle "Sultan Murada Han diyarı ve Evlad-ı Fatihan'a onun
yadigârı" olan Üsküp'te, Anadolu'nun herhangi bir kösesinde rastlayabileceğimiz
Ramazan heyecanını, onun manevi havasını hissedebilirsiniz. Dini değerlerin
yaşatılması, İslami motiflerin korunması açısından, sadece Sovyetler
Birliği'nden bağımsızlık kazanan ülkelerin değil, Balkanlar'ın da, en canlı
ülkesi Makedonya...
İslam'ın en canlı olduğu Balkan
ülkesi
Nüfusunun
yüzde ellisinin Müslüman olduğu bu ülkede, dinen mükellef olanlardan oruç
tutmayanlar yok denecek kadar az. Her Müslüman ayrı bir heyecanla hazırlanıyor
Ramazana. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin dağılması ve
Makedonya'nın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkması, bu ülkedeki Ramazan
iklimini halk arasında pek etkilememiş, ancak bürokraside ve resmi dairelerde
çalışan Müslümanlar arasında önemli bir rahatlama getirdiğini ise çoğu kişi
ifade ediyor. Tam aksine "Nerede o eski Ramazanlar" demekten kendilerini
alamıyor Üsküp'ün yaşlıları. Şimdiki demokratik ortama rağmen niye böyle
düşündüklerini soracak olursanız, kısmen kapalı yönetimin verdiği sakinliği ve o
donemde daha çok olan ulemanın Ramazanlara ayrı bir renk kattığını dile
getiriyorlar. Ancak, bugün gençlerin camileri doldurmalarına, rahatlıkla dini
bilgi ihtiyaçlarını karşılamalarına da sevinmeden edemiyorlar.
Başını Moskova'nın çektiği Doğu Bloku ülkelerinin sosyalizmine göre, tabir
yerindeyse daha liberal bir yönetim uygulayan eski Yugoslavya Cumhuriyeti dine
ve dini değerlere genellikle endirekt baskı yolu uygulamış. Bu da, koklu ve
sağlam bir dini anlayışa sahip bölge Müslümanlarını inançlarından soğutamamış.
Dolayısıyla da eskiden beri bu topraklarda Ramazan, dini gün ve bayramlar
rahatlıkla yadedilebilmiş.
Camiler dolu, minareler ışıklı
Bugün iki milyonluk Makedonya'da 440
civarında cami faaliyette. Başkent Üsküp'teki tamamı tarihi ecdad yadigârı olan
ve birkaç tanesi son senelerde eskilerinin yerine yapılan irili-ufaklı toplam 22
cami, cuma ve teravih namazlarında genç ve ihtiyarlarca tiklim tiklim doluyor.
Bu camileri diğer vakitlerde de pek bos görmek mümkün değil.
Ramazan boyunca sabah namazlarına kadar yanan şerefeler, ayrı bir renk katıyor
Üsküp semalarına. Makedonya'daki Müslümanların farklı etnik kökenden
olmalarından ötürü genellikle Uskup'teki camilerin tamamına yakınında Arnavutça
vaazlar, sohbetler yapılıyor. Bu şehirdeki yerli Türkler, umumen teravih
namazlarını Eski Çarşı olarak da bilinen tarihi Türk Çarşısı'ndaki Murat Paşa
Camii'nde kılıyorlar. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile Makedonya İslam
Birliği arasında varılan mutabakat gereği son 3-4 senedir buraya gelen din
görevlilerimiz, Üsküp cemaatine ayrı bir heyecan veriyor. Bu yıl Diyanet
tarafından gönderilen bir de Türk Demokrat Partisi vasıtasıyla gelen muhterem
hocalarımız, Ramazanın ilk günlerinde Üsküp'te verdikleri vaaz, okudukları
mevlid ve kasidelerle daha şimdiden Müslüman halkın arasında konuşuluyorlar. Bu
görevliler, ülkenin diğer şehirlerini de Ramazan boyunca dolaşacaklar.
Yönetim Hıristiyan olmasına rağmen,
Müslüman azınlıklara ait müesseselerde iftar vakitlerine göre mesai saatleri
ayarlanmasına izin veriliyor. Mesela Üsküp'te bulunan Makedon Eğitim
Bakanlığı'na bağlı Tefeyyüz adlı 8 yıllık Türkçe ilkokulda dersler iftar
vaktinden yarım saat önce bitiriliyor. Okulun toplantı salonunda ise haftada
iki-üç kez teravih sonrasında çay sohbetleri düzenleniyor.
Makedonya'da müesseseler ve
kuruluşlar tarafından iftar yemeği verme âdeti olmadığı için, genellikle
teravihlerden sonra gerçekleştirilen çay sohbetlerinde toplanıyor Müslümanlar.
Devlet desteğiyle faaliyet gösterseler de radyo-TV programlarında Müslümanlar
için dini yayınlar yapılıyor. Gazeteler de Ramazan sayfaları yayınlıyorlar. Bu
sene dikkat çeken bir husus da, Makedonya Devlet Radyosu'nun Türkçe yayınlar
bölümünde, ülkemizin mümtaz şahsiyetlerinden muhterem Fethullah Gülen Hoca
Efendi'nin 1978 yılında seri halde verdiği Ramazan ve oruç hakkındaki 4 kasetlik
vaazının 15'er dakikalık bölümler halinde hafta içinde yayınlanması oldu. Sahibi
Müslüman olan firmaların bastırdıkları imsakiyelerin yaygın şekilde dağıtılması
da bu evlad-i fatihan diyarında Ramazan heyecanını hissettiren diğer bir husus.
Kısacası, ülkenin fakirlik ve
işsizliğin kol gezdiği doğu bölgelerinde dağınık yasayan Müslümanlar arasında
aynı canlılık olmasa bile, Bati Makedonya da denen Üsküp ve diğer şehirlerde çok
hareketli bir Ramazan yaşanıyor.
Ramazan heyecanını hissetmek
bakımından Üsküp'te insan bir sıkıntı çekmese de, maalesef içindeki gurbet
atmosferinin yol açtığı hasreti gideremiyor. Zira, anaya-babaya, eşe-dosta özlem
seklinde kendini gösteren hasret duyguları, aslında, gönlümüzde ötelere duyulan
özlemin bir boyutu ve o da ancak ötede tatmin olacak herhalde.
 |