Ramazan'da Bir Başka Şenlenir Üsküp

Nedim Yalçın


Eğer vatanınızdan ayrıysanız bayramlar kandiller gibi Ramazanlar da neşeyle karışık bir hüznü misafir eder gönlünüze. Eşinizle dostunuzla geçirdiğiniz Ramazanları düşünüp kaybolan değerleri hasretle yad eden ihtiyarlar gibi "Ah.. nerede o eski Ramazanlar!" sözü dökülür dudaklarınızdan. Hemen her sohbette sözlerinin bir yerine sıkışmış "gurbet" boyutu eklenir bu "gufranla tüllenen ay"ı vatanından, sevdiklerinden ve doğup büyüdüğü cevre ve kültürden uzak bir şekilde idrak edenler için. Bunu en çok hissedenler de, Sovyet boyunduruğundan ve komünizm zulmünden birkaç yıl önce kurtulan ve yeniden "Ramazan"lara kavuşan "bizim beldelerimiz"de "hicret" anlayışıyla seferber olmuş muhabbet fedaileridir herhalde. Zira, ruhumuzun mayası olan değerlerimiz adına coraklaşmışdurumdaki o topraklarda, çoğu zaman bir ezan sesini bile duyamayan, Ramazanın havasını da ancak kendisi gibi ayni maksatlarla oralara gitmiş insanlarla bir araya geldiğinde hisseden bu hasretlilerin, nasıl bir halet-i ruhiyede olabileceklerini varın siz düşünün.

Ancak, bütün eski Doğu Bloku ülkeleri için geçerli olan bu hissiyatın ve özellikle Ramazan ayı hakkında sözkonusu olan bu atmosferin, Yugoslavya'dan bağımsızlığımızı kazanan Makedonya'da bu şekilde olmadığını ifade edelim hemen. Meşhur sairimiz Yahya Kemal'in ifadesiyle "Sultan Murada Han diyarı ve Evlad-ı Fatihan'a onun yadigârı" olan Üsküp'te, Anadolu'nun herhangi bir kösesinde rastlayabileceğimiz Ramazan heyecanını, onun manevi havasını hissedebilirsiniz. Dini değerlerin yaşatılması, İslami motiflerin korunması açısından, sadece Sovyetler Birliği'nden bağımsızlık kazanan ülkelerin değil, Balkanlar'ın da, en canlı ülkesi Makedonya...

İslam'ın en canlı olduğu Balkan ülkesi

Nüfusunun yüzde ellisinin Müslüman olduğu bu ülkede, dinen mükellef olanlardan oruç tutmayanlar yok denecek kadar az. Her Müslüman ayrı bir heyecanla hazırlanıyor Ramazana. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin dağılması ve Makedonya'nın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkması, bu ülkedeki Ramazan iklimini halk arasında pek etkilememiş, ancak bürokraside ve resmi dairelerde çalışan Müslümanlar arasında önemli bir rahatlama getirdiğini ise çoğu kişi ifade ediyor. Tam aksine "Nerede o eski Ramazanlar" demekten kendilerini alamıyor Üsküp'ün yaşlıları. Şimdiki demokratik ortama rağmen niye böyle düşündüklerini soracak olursanız, kısmen kapalı yönetimin verdiği sakinliği ve o donemde daha çok olan ulemanın Ramazanlara ayrı bir renk kattığını dile getiriyorlar. Ancak, bugün gençlerin camileri doldurmalarına, rahatlıkla dini bilgi ihtiyaçlarını karşılamalarına da sevinmeden edemiyorlar.
Başını Moskova'nın çektiği Doğu Bloku ülkelerinin sosyalizmine göre, tabir yerindeyse daha liberal bir yönetim uygulayan eski Yugoslavya Cumhuriyeti dine ve dini değerlere genellikle endirekt baskı yolu uygulamış. Bu da, koklu ve sağlam bir dini anlayışa sahip bölge Müslümanlarını inançlarından soğutamamış. Dolayısıyla da eskiden beri bu topraklarda Ramazan, dini gün ve bayramlar rahatlıkla yadedilebilmiş.

Camiler dolu, minareler ışıklı

Bugün iki milyonluk Makedonya'da 440 civarında cami faaliyette. Başkent Üsküp'teki tamamı tarihi ecdad yadigârı olan ve birkaç tanesi son senelerde eskilerinin yerine yapılan irili-ufaklı toplam 22 cami, cuma ve teravih namazlarında genç ve ihtiyarlarca tiklim tiklim doluyor. Bu camileri diğer vakitlerde de pek bos görmek mümkün değil.
Ramazan boyunca sabah namazlarına kadar yanan şerefeler, ayrı bir renk katıyor Üsküp semalarına. Makedonya'daki Müslümanların farklı etnik kökenden olmalarından ötürü genellikle Uskup'teki camilerin tamamına yakınında Arnavutça vaazlar, sohbetler yapılıyor. Bu şehirdeki yerli Türkler, umumen teravih namazlarını Eski Çarşı olarak da bilinen tarihi Türk Çarşısı'ndaki Murat Paşa Camii'nde kılıyorlar. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile Makedonya İslam Birliği arasında varılan mutabakat gereği son 3-4 senedir buraya gelen din görevlilerimiz, Üsküp cemaatine ayrı bir heyecan veriyor. Bu yıl Diyanet tarafından gönderilen bir de Türk Demokrat Partisi vasıtasıyla gelen muhterem hocalarımız, Ramazanın ilk günlerinde Üsküp'te verdikleri vaaz, okudukları mevlid ve kasidelerle daha şimdiden Müslüman halkın arasında konuşuluyorlar. Bu görevliler, ülkenin diğer şehirlerini de Ramazan boyunca dolaşacaklar.

Yönetim Hıristiyan olmasına rağmen, Müslüman azınlıklara ait müesseselerde iftar vakitlerine göre mesai saatleri ayarlanmasına izin veriliyor. Mesela Üsküp'te bulunan Makedon Eğitim Bakanlığı'na bağlı Tefeyyüz adlı 8 yıllık Türkçe ilkokulda dersler iftar vaktinden yarım saat önce bitiriliyor. Okulun toplantı salonunda ise haftada iki-üç kez teravih sonrasında çay sohbetleri düzenleniyor.

Makedonya'da müesseseler ve kuruluşlar tarafından iftar yemeği verme âdeti olmadığı için, genellikle teravihlerden sonra gerçekleştirilen çay sohbetlerinde toplanıyor Müslümanlar. Devlet desteğiyle faaliyet gösterseler de radyo-TV programlarında Müslümanlar için dini yayınlar yapılıyor. Gazeteler de Ramazan sayfaları yayınlıyorlar. Bu sene dikkat çeken bir husus da, Makedonya Devlet Radyosu'nun Türkçe yayınlar bölümünde, ülkemizin mümtaz şahsiyetlerinden muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin 1978 yılında seri halde verdiği Ramazan ve oruç hakkındaki 4 kasetlik vaazının 15'er dakikalık bölümler halinde hafta içinde yayınlanması oldu. Sahibi Müslüman olan firmaların bastırdıkları imsakiyelerin yaygın şekilde dağıtılması da bu evlad-i fatihan diyarında Ramazan heyecanını hissettiren diğer bir husus.

Kısacası, ülkenin fakirlik ve işsizliğin kol gezdiği doğu bölgelerinde dağınık yasayan Müslümanlar arasında aynı canlılık olmasa bile, Bati Makedonya da denen Üsküp ve diğer şehirlerde çok hareketli bir Ramazan yaşanıyor.

Ramazan heyecanını hissetmek bakımından Üsküp'te insan bir sıkıntı çekmese de, maalesef içindeki gurbet atmosferinin yol açtığı hasreti gideremiyor. Zira, anaya-babaya, eşe-dosta özlem seklinde kendini gösteren hasret duyguları, aslında, gönlümüzde ötelere duyulan özlemin bir boyutu ve o da ancak ötede tatmin olacak herhalde.

 

 

 
 

Bu sayfa İstanbul'da bir Üsküplü Filiz Nezir'e ithaf edilmiştir.