|
İsmini bilmezdim,
fakat tanırdım:
Ne yosma bir çiçek takısı vardı!
Kızıl saçlarını ateş sanırdım:
Güneş nûru gibi yakışı vardı.
Öyledir, gün, şafak söktüğü zaman
-Göllere gölgeler çöktüğü zaman!-
Saçını çözüp de döktüğü zaman
Dalga dalga düşüp akışı vardı.
Hüsnünde bir eda var ki âsıydı.
Beni harâb eden o edâsıydı;
Sevdâlı gönlümün âşinâsıydı
Yüzüme bir şirin bakışı vardı.

(Serâb-ı Ömrüm)
|